brain hackings

brain hackings

You can scroll the shelf using and keys

Experiment

24/02/2012

Experiment : Test, whether you can spot the difference between a fake smile and a real one.

http://www.bbc.co.uk/science/humanbody/mind/surveys/smiles/

TAGORE

24/02/2012

NE ÇIKAR ATEŞBÖCEĞİ SANSALAR BİZİ..

“Düşünüyorum da,
sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
Cesaretsizliğimizin anlaşılması,
Korkularımızın paylaşılması.
Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.
Kabuklarımızın altında
Kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.
Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.
İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler.
Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.
Sahi koruyor mu bu çatlamamış sert kabuk?
Kimse incitemiyor mu, duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?
Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?
Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor gerçek kimliğimizi,
Duyularımızı bastırıyor, elele tutuşmamızı engelliyor mu?
Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak.
Ne çıkar ateş böceği sansalar beni ?
Belki en hoyrat yürek bile, ateş böceğinin o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğunu el kaldırmaya kıyamaz?
Güçlü kapıların arkasına kilitlesem kendimi, korkaklığımı, sevgi isteğimi
En insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem, bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup, bir kuş gibi uçacağım özgürce.
Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine.
O da çözülecek belki samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.
Oysa bir görebilsek bunu, kalmadı böyle insanlar demesek.
Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
Kırılmaktan korkmasak
İncinsek, yaralansak.
Ne olur bir darbe daha alsak.
Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu
Denesek,
Risk alsak,
Yanılsak,
Farketmez
Tekrar tekrar bıkmadan denesek ve kucaklaşsak yeniden, tıpkı eskisi gibi.
Ne olduğunu anlayamadığımız o onbeş yıldan öncesi gibi.
O zaman farkedeceğiz
Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
Neler biriktirdiğimizi,
Kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi
Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.
Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.
Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır.
Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.
Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.
Sevgiye çok ihtiyacımız var.
Ufukta kar bir kış görünüyor.
Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri.
Kırın o sert ağır kabuklarınızı.
Kurtulun bu yükten.
Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.
Hem hepimiz bir yıldızız.
Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.”

It is the woman who pays

20/02/2012

Says Marianne:

“In 1989 my husband passed on; I was 36-years-old and left with 3 small children. For some reason I wrote to Kurt Vonnegut and thanked him for his books and his compassion. I did not expect a reply. He must have been a kind man, as he sent this to me within a month of writing to him. I have always wanted to share his kind words. It meant, and still means, so much to me.”


Transcript of  Letter

Nov. 30 ’90

Dearest Marianne Brown –

It can’t be said often enough, “It is the woman who pays.” The miracle is that so many can and do somehow. I was in love (still am) with a widow with four kids (two not her own). She somehow raised them all on a teeny weeny salary. I told her one time, “I worry about women.” She said, “Don’t.”

Cheers

Kurt Vonnegut

* Source : Letters of Note

Critical Thinking

20/02/2012

Truth is a battle of perceptions. People only see what they’re prepared to confront. And when different perceptions battle against one another the truth has a way of getting lost..

11/02/2012

Laughter, song and dance create emotional and spiritual connection; they remind us of the one thing that truly matters when we are searching for comfort, celebration, inspiration and healing: We are not alone. Brene Brown

Laugh! Sing! Dance!

10/02/2012

25/01/2012

25/01/2012

Do you know what I would answer to someone who asked me for a description of myself, in a hurry? This: ?? !!

For indeed my life is a perpetual question mark–my thirst for books, my observations of people, all tend to satisfy a great, overwhelming desire to know, to understand, to find an answer to a million questions. And gradually the answers are revealed, many things are explained, and above all, many things are given names and described, and my restlessness is subdued. Then I become and exclamatory person, clapping my hands to the immense surprises the world holds for me, and falling from one ecstasy into another. I have the habit of peeping and prying and listening and seeking–passionate curiosity and expectation. But I have also the habit of being surprised, the habit of being filled with wonder and satisfaction each time I stumble on some wondrous thing. The first habit could make me a philosopher or a cynic or perhaps a humorist. But the other habit destroys all the delicate foundations, and I find each day that I am still…only a Woman!”

The Early Diary of Anais Nin, Vol.2

25/01/2012

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.